0

Buruşuk eller ve fidan

Posted June 29th, 2011 in Karalamalarım and tagged , , by Onur AKTAŞ

Bir kaç gün önce başıma öyle bir olay geldi ki , çok etkilendim, bir işaretti benim için sanırım. Olay şöyle gelişti,

Sabah 8 sularında, insanların işe gitmek için yollara döküldüğü sırada, bizim evin hemen altındaki caddede dolmuş bekliyorum. Hava hafif soğuk, lakin üşüyecek kadar değil, iyi diyorum kendi kendime güzel gün olacak. Dolmuş hemen geldi, şükür çok beklemedim. Ayakta tek kişi benim, zaten kafamda bin bir türlü düşünceler, en öndeki tek koltuğun arkasında ayakta ki yerimi alıyorum, yaslanıyorum cama, başlıyorum düşünmeye. Derken, kapı açılıyor, dışarıdan bir ses “yavaş ol yavaş” diyor. Kafamı çeviriyorum ister istemez, iki sevgili biniyor, er kişi hemen atıyor kendi dolmuşa, hatun kişiye elini uzatıyor. Hatun elini tutuyor, ayağında bir sorun var sanırım zor çıkıyor basamağı zira. Er kişinin yardımıyla çıkıyor sonunda. Er kişi şöyle bir “hıh oldu” dercesine kısa ve hızlı bir nefes veriyor burnundan. Hatun kişi hala tuttuğu, o yılların eskittiği buruşuk eli sıkıyor “sağol” diyor. Çok şaşırıyorum, paralarını uzatıyorlar, neden sonra uzun bir süredir onları izediğimi farkedip kafamı çeviriyorum. Şaşkınlığım bir türlü geçmiyor. Neden teşekkür etti diye düşünüyorum. Bu kadar sene sonra, böyle bir saygı hala nasıl olabilir ? Alışkanlıktır belki … Kendi arkadaşlarım aklıma geliyor da; bir çokları dolmuşa binmeme yardım etmek için elini uzatmaktan fazlasını yapmıştır benim için , acaba kaçına bir teşekkür ettim ? Sonra  tekrar hatunla er kişinin birbirine olan saygılarını düşünüyorum. Seneler boyunca insan alışmaz mı böyle ufak şeylere, artık normal gelmez mi ? Rutinlikleri yüzünden, değerleri görmezden gelinen şeylerden olmaz mı ? Yağmur damlasının tendeki hissi gibi ?

Olmamış, nasıl yaptılar bilmiyorum ama, aralarındaki saygı hiç kaybolmamış. Bunca sene sonra bile birbirleri için yaptıklarının farkındalar. Bunca sene sonra bile, basit bir yardım için, sımsıcak teşekkür edebiliyorlar. Böyle sevmeli insan diyorum kendi kendime … Her elini uzattığında sevdiğine, karşıdaki bu elin değerini, anlamını bilmeli. Ve uzatan mutlu olmalı, değer verdiği ve bunun bilindiği  için.

Dolmuş bugün farklı bir yere döndü. Düşüncelerden uyanıyorum, baya kalabalık artık içerisi, ceza yememek için arka yolu kullanıcak sanırım. Şansıma bana çok yakın oldu, gideceğim yerin önüne gelecek birazdan. Sesleniyorum şoföre. İniyorum, karşımda bir ağaç. Aklım sevgililerde …

Fidan diyorum kendime. Henüz küçük bir fidan benim sevgim. Büyümeyi bekliyor, koca bir ağaç olmayı bekliyor. Anlıyorum o zaman yılların sevgililerini. Fidanımı saygıyla, sevgiyle büyütürsem, meyvesini yine saygı sevgi olarak alacağım. Lakin kolay değil bu meyveyi yemek. Dikkat etmek lazım, çok hassas bir fidan bu. Diğer fidanlara hiç benzemez, kolay incinir, kolay küser, belki yaprak bile döker, senenin en güzel mevsiminde. Ona iyi bakmak, çok iyi bakmak lazım meyve vermesi için. Meyvelerini yiyebilecekmiyim bilmiyorum. Düşünüyorum … Yardım eden biri olursa, belki olur ?

cevap yazın